BİR HİKAYEM VAR

ESKİ KADINLAR

                                                             

Bugün TRT-Türk'de Nazlı Eray'ın "Hayat Bir Masal" adlı programını seyrettim. Bugünkü sohbet konusu eski kadınlar idi. Anneannelerimiz, babaannelerimizden bahsettiler. Onların yaşamlarını günümüz kadınının yaşantısıyla karşılaştırdılar. Köşkten gökdelenlere...

"Kalbinde Kadın Taşıyan Erkekler Birahanesi" adlı kitabında şöyle anlatıyordu babaannesini:

"Eski bir Osmanlı hanımefendisi olan babaannem hayatında hiç sinemaya gitmedi, televizyonu görmedi, asansöre, yürüyen merdivene binmedi. Hiç uçağa binmedi babaannem, kaset dinlemedi. Kentin keşmekeşinin içine girmedi. Eski siyah bir telefon çaldıkça, 'Alo' dedi yalnızca. Çini sobaları bildi, seki ahşap köşkü bildi, baharda açan menekşeleri bildi, kırlangıcın gelişini, hallacın sesini bildi. O da kadındı. Öyle yaşadı, sessizce öldü."

Çoğumuzun anneanne ve babaanneleri gibi. Anneannem bahçeyle uğraşmayı çok severdi. Evdeki işleri bittiği zaman eline makası alıp bahçeye iner, kah gülleri budardı, kah mevsimine göre bir şeyler ekerdi. Bazen bir çiçek, bazen sebze tohumu. Onlarla uğraşmak hoşuna giderdi. Yün örer, masallar anlatırdı. Eski İstanbul'u ondan öğrenmişimdir. Birinci Dünya Savaşı'nın sonunda Marmara Denizi'nin üstü karaböcek gibi düşman gemileriyle doldu diye anlatırdı o zamanki anılarını. Komşularını, eski mahallelerini, evlerini...

                                                                  
Babaannem işleri bittiğinde balkona çıkar limana giren çıkan gemileri seyrederek dinlenirdi. Bazen lambalı radyosunu açıp divana oturur. Başını yaslar ve programları dinlerdi. Mis gibi reçeller, börekler yapardı. Şarkılar söylerdi titrek sesiyle, hikayeler anlatırdı gençliğiyle, çocuklarıyla ilgili. Her daim bahçesinde bir şeyler
vardı uğraşacağı. Civcivleri vardı. Komşularına gidip gelirdi. Misafirlerini ağırlardı...

Bu iki kadınında evlerinde bugünkü konfor yoktu. Bulaşık makineleri yoktu. Çamaşır makinesi sonradan evlerine girdi. Buzdolabı yerine balkonlardaki tel dolapları vardı. TV'da yoktu gençliklerinde. Elektrik süpürgesi yerine çalı süpürgesi vardı. Evleri tertemizdi. Mis kokardı her daim. Kalorifer yerine sobalarla ısındılar uzunca bir süre. Telefon yerine çocuklarını gönderdiler haberleşme aracı olarak birbirlerine. Ya da çat kapı gittiler gidecekleri yerlere. Cep telefonunu rüyalarında görseler inanmazlardı. Benimkilerin ömürleri aslını bile görmeye yetmedi. O zamanlar bu kadar boşanmada yoktu. Saygılıydılar karı-koca birbirlerine. Çocuk denecek yaşta evlendirilmişlerdi ve daha henüz kendileri çocukken evde ebe,konu, komşu akraba eşliğinde ilk bebeklerini kollarına almışlardı.

Zamanımızdaki gibi bolluk ve tüketim çılgınlığı yoktu, her şey azdı ama özdü. Zarifti giyimleri, kuşamları. Aileler bir aradaydı. Koskoca köşklerde birlikte yenilir, içilirdi. Daha fazla saygı ve sevgi vardı. Hanımlar ud çalardı eşlerine. Eski hanımlar köşklerle birlikte anılarda kaldı artık. Bir süre daha belleklerde yaşayıp sonra değişen nesille tamamen tarihe karışacaklar.



Programı seyrederken aklıma geçmiş dönemlerin ünlü kadınları geldi. Ufak bir araştırma yaptım kendime göre. Yazarından ressamına...İşte geçmişte kalan kadınlarımız;

Fatma Aliye Hanım.

Türk edebiyatının ilk kadın romancı olarak biliniyor. 9 Ekim 1862'de İstanbul'da doğmuş. O devirde ailesi kızların eğitilebileceğine inanmadıkları için kendisine özel bir eğitim verilmiyor ama ağabeyi Sedat Bey'in evde
özel hocalardan aldığı dersleri dinleyerek kendini geliştiriyor. 17 yaşında evlendiriliyor. Evliliğin ilk on yılında eşinden gizli kitap okuyor. Daha sonra eşinin bu konudaki tutumunu değiştirmesi üzerine onun ismi ile tercüme yapmaya başlıyor.



1891 yılında Ahmet Mithat Efendi ile Hayal ve Hakikat adlı romanı yazıyor. Romanın kadın ağzından olan bölümlerini Fatma Hanım, erkek ağzından olan bölümlerini ise Ahmet Mithat efendi yazıyor. 1892 yılında ise ilk romanı Muhadarat yayınlanıyor.

Ref'et (1898), Udi(1899) ve Hayattan Sahneler önemli yapıtlarındandır.


Leyla Saz Hanım

Osmanlı İmp. son dönemine ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk dönemine tanıklık etmiş bir sanatçı.

1845 yılında dünyaya gelen Leyla Hanım babasının saray hareminin doktoru olması nedeniyle ablasıyla birlikte bir süre sarayda yaşamış. Bu arada sultan hanımlarının nedimeliğini yapmış, iyi bir eğitim almış. Saray yaşamı sırasındaki gözlemlerini, Osmanlı harem hayatını ve imparatorluğun son döneminde kadınların hayatını anlatan bir kitapta toplamıştır.



İki yüze yakın bestesi vardır ve "Yaslı gittim şen geldim" marşının bestecisidir.

Bostancı'daki köşkü İstanbul'un işgali sırasında yandığında bütün eşyaları, hatıra defteri ve besteleri oarada yanmış ama şiirlerini yıllar sonra 'Solgun Çiçekler' adli kitapta bir araya getirmiştir.

Mihri Müşfik Hanım

Türkiye'de ilk çağdaş resim çalışmalarını başlatan Mihri Müşfik Hanım 1886 yılında İstanbul'da Kadıköy Dr. Rasimpaşa Konağında dünyaya gelmiştir. Atatürk ve XV Benedict gibi ünlü kişilerin resimlerini yapmıştır.
Edebiyat-ı Cedide şairlerinin yazdıklarını resimleyerek bir Edebiyat-ı Cedide resmi yaratmıştır. Ünlü saray ressamı Zanaro'nun öğrenci olmuş ve ondan ders almıştır. Resme olan tutkusu yüzünden aristokrat hayatını terk etmiş bohem bir yaşam sürmüştür.

                                            Mihri Müşfik Hanım 'Siyahlı Kadın'

Yorumlar

  1. Leyla Hanım
    Saray anıları anlatan bir kitabı "19. Yüzyılda Saray Haremi " yanlız şunu söylemem gerek bu kitabı okuduktan sonra ya muhteşem yüzyıl yanlış yada leyla hanımın anlattıkları. Sarayda hekimbaşı olan ve 7 yıl gibi uzunca süre orda kalan birin anlattıkları galiba dogru olması lazım..
    Babası Sultan mahmut Abdulmecit abdulaziz hekimbaşı yapmış Abdulhamitte ayrılıyor.
    inanin çok güzel bilgiler var bu kitabı okumanızı tavsiye ediyorum..

    Uğur Dilek
    www.biletgaranti.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuz ve kitap öneriniz teşekkür ederim. Leyla Hanım'ın "19. Yüzyılda Saray Haremi"nin güzel bir kitap olduğunu düşünüyorum. Okuma listeme ekledim bile:)Sevgilerimle...

      Sil
  2. Leyla Hanımın bende burda okuduğum tavsiye üzerine aldım. Öncelikle her kitap evinde bulunmuyor ancak internetten sipariş verebiliyorsunuz tek kelime ile mükemmel kitap sarayda neler olmuş tüm önemli gün etkinlikleri anlatıyor. sarayda yaşanan ramazan ayının ne kadar değişik ve ilginç yaşaandığını ve saray bambaşka bir hayat olduğunu anlatıyor. Saray ve Harem merak edenler için tek gerçek kitap.

    Sinan Mermerci
    http://www.privatetoursinistanbul.com

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu Günlerde Oltama Takılanlar

Popüler Yayınlar