BİR HİKAYEM VAR

Uyumsuz Defne Kaman'ın Maceraları-SU

                                               


Roman, gazeteci Defne Kaman'ın Kadıköy iskelesinden kalkan son Beşiktaş vapuruna binerek sırra kadem basmasıyla başlıyor. Bindiği vapurdan çıkmayan Defne Kaman'ın başına gelenleri çözmek ise izine ayrılma hayalleri kuran genç polis Ümit Kaman'a kalıyor.

Cehennem gibi sıcak bir İstanbul gününde köyündeki ırmağın kenarında su sesi dinleyerek uyuyacağı izin gününü bekleyen Ümit Kaman'ın düşünceleri karakolun kapısından giren birbirinden garip üç kadının sayesinde dağılıyor. Umay Bayülgen, süslü kızı ve seksi torunu üç kuşak komiser Ümit'e Defne Kaman'ın kaybolduğunu bildirirken birbirleriyle tartışmayı da ihmal etmiyorlar. Komiser Ümit, şu an için, ilk görüşte çok garip gelen kendini otacı olarak tanıtan, saçlarını küçük kızlar gibi başının iki yanında saç örgüsü yapmış, uçlarına boncuklar bağlamış, giydiği kızılderili giysisinden püsküller sarkan Defne Kaman'ın anneannesi Umay Bayülgen'in büyüsü altına gireceğini henüz bilmemektedir ilerleyen sayfalarda. Aynı şekilde okuyucuda:)

Genç komiser bir yandan Defne'nin kayboluşu ile ilgilenirken, diğer taraftan da Alevi olduğu için aileleri tarafından birlikte olmalarına karşı çıkılan sevgilisi Tasvir'den haber beklemektedir.

Defne'nin kadın cinayetleri ve çevre koruma ile ilgili yazdığı yazılarda kaybolmasınına ait bir iz aranırken Defne Kaman Kadıköy'ün sokaklarındaki yıkılmak üzere duran eski rum evlerinden birinin kapısında sırısıklam bir şekilde Komiser Ümit'in karşısına çıkar ve ona üzerinde şifre gibi bir şeyler yazan kağıt verir. Ümit ilk önce bu yaşadığının sıcağın bir oyunu olduğunu düşünsede elindeki kağıdı inceleyince yaşadığının hayal olmadığını anlar. İşte burada kitabın sayfalarının arasına Umay Bayülgen'den sonra benim en sevdiğim karakterlerden biri Sahaf Semahat sızar. Sahaf Semahat dükkanındaki 25.000'den fazla görmüş geçirmiş kitabı tek tek tanıyan, kitap ve hayvan sevmeyen insana güvenmem diyen, osmanlıca dersleri alan, eski dille yeni dil arasında köprü kurmaya çalışan, özündeki hoşgörüyü kaybetmiş insanlar yüzünden bu dünyanın yakında kendi kendini yok edeceğine inanan, dükkanından çıkmayan ve kitap boyunca çocukluğunun geçtiği Nevşehir'den neden göçüp geldiğini açıklamayan içimiz biri. O kadar inandırıcı canlandırılmış ki okurken acaba Kadıköy'de Sahaf Semahat var mı diye düşünmedim değil:)

Ve bütün bunlar olurken Kadıköy İskelelesindeki kalabalık ise birden ortaya çıkan yunusu izlemektedir...

Bendeniz biraz daha yazarsam neredeyse tüm kitabı yazmaktan korkarak okumanızı tavsiye ederek burada kesiyorum.

Son bir not; romanda şamanizm ve alevilikle ilgili çok güzel bilgiler var. İlgilenenlere duyurulur:)

Şimdi sırada her zaman olduğu gibi kitaptan tadımlıklar var ama kitapta o kadar çok tadımlık paragraf vardı ki hangisini yazacağımı şaşırdım. İşte bir kaç tanesi...

"Yaşamak tabiatın efendisi değil onun parçası olduğunu hissetmektir çünkü ona döneceğiz."

"Bir kadının baba sevgisi açlığını hiçbir başka erkek veya vitamin hapı gideremez."

"Çıkarsız paylaşılan saf mutluluk o kadar eşsiz ve nadir güzelliktir ki onun bu yüzden dünyada daima en çok kıskanılan ve satın alınamayacak tek mutluluk olduğu söylenir."

" Hayatta tek bir mucize vardır oda genç yaşta iyi bir öğretmene rastlamaktır. Çocukken karşımıza çıkan hoşgörüsüz, katı, mutsuz rol modellerinin hayatımızı ne fena kararttığını çoğumuz iyi bilir. Çünkü bizler hayal kurmanın aşalandığı ve/ya tehlikeli sayıldığı bir kültürün çocuklarıyız."

UYUMSUZ DEFNE KAMAN'IN MACERALARI SU    BUKET UZUNER    EVEREST YAYINLARI


Yorumlar

Bu Günlerde Oltama Takılanlar

Popüler Yayınlar