BİR HİKAYEM VAR

GEORGE PEREC İLE BİR PARİS SEMTİNDE:)

George Perec ile tanışmam İnci Aral'ın sayesinde olmuştu. "Yaşam Kullanma Klavuzu" adlı kitabını tavsiye etmişti okumam için. O güne kadar George Perec hakkında bildiğim tek şey "e" harfini kullanmadan bir kitap yazdığı ve bu kitabın aynı şekilde çevrildiği idi. Yazar ve eserleri hakkında bir bilgim yoktu. Neyse kitabı internetten ısmarladım. 631 sayfalık kalınca bir kitap geldi. Aslında internetten özellikle kitap alışverişini pek sevmem doğrusu. Kitabı kitapçıdan almayı ve eğer vaktim varsa bir cafede oturup kahvemi yudumlarken keyifle sayfalarını karıştırmayı ve okumayı seviyorum.

"Yaşam Kullanma Klavuzu" adı itibariyle ilk bakışta şu her zaman çok satanlar listesinden inmeyen ama hiçbir işe yaramayan kişisel gelişim kitabıymış gibi bir intiba uyandırıyor insanda ama ilgisi yok. Mekanlar ve insanlar en ince detayına kadar verilmiş o kadar ki okurken kitabın içine girmeyi başarırsanız kendinizi anlattığı mekanın ve insanların hayatlarının içinde buluyorsunuz. Ben okurken o mekanlarda gezintiye çıktım, insanların içine karıştım.

Kitap Jules Vernes'den bir önsözle başlıyor: Bak, bütün gözlerinle bak. Evet bütün gözlerinizle baktığınızda çok ama çok seveceğiniz şeyler görüyorsunuz içinde. Daha fazla bahsetmeyeceğim ama tadımlık ufak bir alıntı yapacağım:

"Dördüncü katta sağ taraftaki dairede boş bir salon.
Yerde, yıldız biçiminde motifleri olan sisalden örülmüş bir halı var.
Jouy tuvali taklidi bir duvar kağıdında limana girmeye hazırlanan büyük yelkenli gemiler, uzun ve kısa toplarıyla dört direkli Portekiz yelkenlileri görülüyor; rüzgar flok ve randa yelkenini şişirmiş, halatlara tırmanmış denizciler öteki yelkenleri istinga ediyorlar.
Duvarlarda dört tablo var.
ilki bir natürmort, modern bir üslüpta yapılmış olmasına karşın, Rönesanstan 18.yy sonuna kadar tüm avrupa'da çok yaygın olan beş duyu teması çevresinde düzenlenmiş kompozisyonları andırıyor, bir masada, içinde Havana purosu tüten bir küllük, başlığı ve altbaşlığı okunabilen-Bitmemiş Senfoni, roman- ama yazarın adı görülmeyen bir kitap, bir rom şişesi, bir bilboke ve bir kupa içinde ceviz, badem, kayısı, erik kurusu vb" diye devam ediyor:)

Bir Paris Semtinin Tüketilme denemesinde ise Perec ile Paris'in Saint-Sulpice meydanındaki cafelerde oturup etrafı seyrettim. Saat saat caddedeki olaylara tanık oldum. Yoldan geçen otobüslere, özel arabalara, taksilere, kamyonlara, kamyonetlere, zarif kadınlara, hoş yaşlılara, yaramaz çocuklara, pipo içen, şemsiye taşıyan insanlara. Bir şehirde yaşanabilecek herşeye. Tabikii yine Perec'in farklı yazım tarzıyla ince, ince, detay, detay.

"Tarih : 18 ekim 1974
Saat  : 15:20
Yer   : Fontaine Saint-Sulpice Kafesi

Bir süre sonra Tabac Saint-Sulpice Kafesine gittim. Üst kata çıktım, hüzünlü bir salon, soğukça da, yalnızca beş briç oyuncusu var, içlerinden dördü pis yedili oynuyorlar şu an. Sabahki masamda oturmak için aşağı indim. İki sosisi bir kadeh kırmızı şarap eşliğinde yedim"...diye devam ediyor:) Bir Paris Semtinin Tüketilme Denemesi'de.

Bugün tembellik yapmayıp size çok severek okuduğum George Perec'in iki kitabını tanıtmaya çalıştım. Değişik bir kitap (lar) okumak isterseniz ve eğer Perec okumadıysanız tavsiye ederim. Pişman olmayacaksınız:)



Yorumlar

Bu Günlerde Oltama Takılanlar

Popüler Yayınlar